Merhaba. Bu sayıda sizlerle üç kitapla ilgili paylaşımda bulunmak istiyorum.
1.FİLLER SULTANI İLE KIRMIZI SAKALLI TOPAL KARINCA Kitap Yaşar KEMAL’e ait bir roman. Yapı Kredi Yayınları basmış. Kapak resmi Ömür BALCIOĞLU’ndan. 10 YTL’ye satın alınabilir.209 sayfa.
Yaşar KEMAL’in benzersiz sözcük sıralayışını hayranlıkla okutan bu kitap günümüz koşullarında önceden okuyanların bir kez daha gözden geçirmesi gereken hiç okumayanların da kaçırmış olduğu bir roman. Hele hele benim gibi Kırmızı Sakallı Topal Karınca ile benzeşiyorsanız “gelin dünyanın altını birlikte oyalım, hadi çabuk” dedirtiyor insana. Yaşar Kemal insan soyunun zalimliğini simgeleyecek bir hayvan aramış ama yok bulamamış. Kitabın başlangıcı bir halk masalı, anlatıcı Yaşar KEMAL ve okumak çok güzel. 2.YOLLARIN BAŞLANGICI Yolların Başlangıcı Amin MAALOUF’un yine büyüleyici anlatımıyla yazmış olduğu kendi ailesinin köklerine inen bir roman. Okurken, İzmir, İstanbul ve Mustafa Kemal Atatürk sözcükleriyle karşılaşmak çok hoş sürprizler yarattı bende. Roman Yapı Kredi Yayınları tarafından basılmış.16 YTL’ye satılıyor. Samih Rifat ve Aykut Derman çevirisini yapmış. Ben Amin Maalouf’un anlatımının da bir hayranıyım size söylemek istediğim Yolların Başlangıcı’da okumaya değer. Başlangıçlar bölümünden:”Ağaçlar,boyun eğmek zorundadır;kökleri onlara gereklidir;insanlara değildir oysa.Biz ışığı soluruz,gözümüz….” 3.BUGÜNÜ YAŞAMA ARZUSU Kitabın yazarı IRVIN YALOM “Garip bir psikobiyografi ve psikoterapi pedagojisi karışımı bir anlatı” olarak tanımlıyor Schopenhauer Tedavisi Bugünü Yaşama Arzusu’nu.
Kabalcı Yayınevi tarafından basılan kitabı Zeliha İyidoğan Babayiğit çevirmiş. Etiket fiyatı 15 YTL.432 sayfa. Anlatım Schopenhauer’den birçok çarpıcı tümce içeriyor. İşte bunlardan biri.”Hayat berbat bir şeydir. Hayatımı onu düşünerek geçirmeye karar verdim. Kitapta Nietzsche ile kıyaslamalar da var. Psikoterappi öykülerini sevenler için oldukça çekici; Irvın YALOM’un Aşkın Cellâdı, Nietzsche Ağladığında kitaplarını okuyanlar için de tipik Irvın YALOM anlatımını hissedecekleri güzel bir kitap. İyi okumalar dilerim.
ATIN KİTAPLARI 1
AYIN KİTAPLARI 2
URLA'NIN KURTULUŞU
12 EYLÜL 1922
URLA'NIN KURTULUŞU
URLA’NIN KURTULUŞUNU KUTLADIK
12 Eylül 1922 Urla’mızın düşman işgalinden kurtarılışının yıldönümüdür. Asker, sivil, yaşlı-genç, atlı, yaya ve motorize kutladık hep birlikte. Görkemli giysilerle genç kızlarımız, efeler, zeybekler, askeri bando ve aziz şehitlerimizin ruhları. Çok kalabalıktık,çok..Kutlu olsun!
İlçe Kaymakamı, Belediye Başkanı ve Garnizon Komutanı halkı selamladı. Halaylar çekildi. Yaşlı zeybekler kınından çıkmış kılıç gibiydi.
Heybetli bir kır atın üzerindeki delikanlı Yedi düvele meydan okumuş atalarına sanki ”dert etmeyin. Biz varız. Yeter ki erkekçe gelsinler üzerimize. Bir çırpıda siler-süpürürüz onları gene bu topraklardan. Kanınızı yerde komayız. Atatürk Ata’mızın bu yurdu emanet ettiği Türk Gençleriyiz biz” der gibiydi.
GOYA'NIN HAYALETLERİ
HASAN TÜMERK
AYIN FİLMİ GOYANIN HAYALETLERİ
Amadeus, Guguk Kuşu, Hair gibi başarılı filmler çekmiş Milos FORMAN açıkcası tam bir hayal kırıklığı yaratıyor Goyanın Hayaletlerinde. Usta bir yönetmen, A sınıfı oyuncular, süper bir işçilik, buna rağmen ortaya kusursuz bir film çıkmıyor. Oysa bambaşka beklentilerimiz var yönetmenin bu filminden. Yedi senelik bir aradan sonra gelen bu Forman filminde tam kıvamında bir tarihsel dokuda mevcut. Kamera önünde, herkesin sevgilisi olmuş Natalie Portman, İspanyol sinemasının en güçlü aktörlerinden olan Javier Bardem ve ünlü ressam Goya rolünde Danimarkalı aktör Stellan Skarsgard var. Ama sonuç hüsran. Biraz Portman, çokça Bardem rüzgârı, Goya ise tam bir facia. Ne akla hizmetle, tepeden tırnağa tam bir İskandinav olan Skarsgar’da verilmiş bu rol. Yönetmen aynı Amadeus ta olduğu gibi, nasıl Mozartı anlatacakmış gibi yapıp, asıl Salierinin dramını öne çıkarıyorsa, burada da Goyayı değil, rahip Lorenzo (Barden)karakterini gözler önüne seriyor.19. yüzyıla hazırlanan İspanya'da Engizisyon rahipleri, soyluların resimlerini yaparak geçinen ünlü ressam Goya'yaptığı müstehcen tabloları dolayısıyla gözlüyorlardır. Peder Lorenzo Goya'nın Engizisyondaki tek savunucusudur. Goya’nın portresini yaptığı genç ve güzel bir kız olan İnes, Engizisyon tarafından suçsuz yere alıkonulup hapse atılınca ailesi Goyayı araya koyarak Peder Lorenzo'ya ulaşıp ondan yardım isterler. Ancak İnes'in serbest kalışı on beş yıl sonra gerçekleşecektir.Goya'nın Hayaletleri çok iyi başlayıp, sürükleyici bir tonda ilerliyor bir süre. Ancak ortalarda bir yerde görüntü kararıyor ve onbeşyıl sonra' yazıveriyor... İşte ondan sonra filmden de, yürek parçalayan konusundan da kopuveriyorsunuz. Filme adını veren Goya ise kendi hikâyesinde kaybolmuş sanki. Filmin ana karakteri, demin de bahsettiğim gibi Goya değil. İnes ve Peder Lorenzo. Ama İnes'in güzel bir kız olması dışında pek bir özelliğini tanımıyoruz. Lorenzo ise başka bir âlem. Filmin ilk yarısında başka, ikinci yarısında bambaşka bir adam. Film sanki üç saatlik epik ve büyük bir filmin iki saate uyarlanmış hali gibi. Sanki bir sürü sahne kesilmiş ve karşımıza özet bir versiyonu çıkarılmış.
GOYA'NIN HAYALETLERİ
SEVGİLİ URLA
SU...
EYLÜL SAYIMIZ
hepimiz içmizdeki çocuğa gülümseyebilseydik eğer?!ne de güzel olurdu yaşamak,insanca yaşamak...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder