2 Eylül 2007 Pazar

OLMAZ Kİ!

BAŞYAZI
ALİ TÜRKHAZ


Olmaz ki!

Birileri bu günlerde kendini bamya gibi nimetten saymaya başladı.Eskiden bu söz fasulye için söylenirdi.Hani kuraklık her yer gibi Urla’yı da vurdu ya! Okkası 8 lira.Seyri elli kuruş.Alabilene aşk olsun!
Bir afra,bir tafra.Havasından geçilmiyor.
Şu avucunuzda tuttuğunuz ve sayfalarını çevirerek satırları arasında göz ve beyin jimnastiği yaptığınız “dergi”den söz ediyorum..
Son aylarda bana biraz çok bilmişlik taslıyor gibi gelmekte.
Daha on birinci sayısında ve yirmiden fazla yazın emekçisi var. Her sayfasında ve her sayıda farklı konular. Genel çerçeve dışında sayfa dizininde hafif makyaj ve biçim değiştirme, estetik resimler ve ilginç kapak fotoğrafları vs.
Ulen alt tarafı daha on birinci sayısında, abonesi yüzü ancak bulan, yirmi dört sayfadan ibaret ve iç sayfaları siyah-beyaz ya da bazen çivit mavisi bir “mevkute”mi ne olduğu belli olmayan bir “velet”sin be! Ne caka satıyorsun öyle ayda bir kere iki yüz elli basıp İstanbul boyalı medyası kaldırım yosmalarına?
Senin bir ağabeyin vardı böyle hava basan bu âlemde. Demokrat-memokrat derken topladı Urla’nın yüreği ve beyni temiz, yaşamı kendine yeten ama gene de” topluma bir şeyler vermek” diye bir kutsal saplantıya takıntılı okuyucu ve yazar kitlesini. Yakında dört yaşına girecek.
Tam senin iki yaşına gireceğin gün.29 Ekim’de yani.
Bir gün baktım ki her sayfası, her sütunu işgal edilmiş “yurdunu, ulusunu, bayrağını ve toprağını seven” bir nitelikli çoğunluk tarafından. Anladım ki işgal altındayım. Verdim, kurtuldum yayın hakkını “ölüm”ümden sonra geçerli olmak üzere ve yazılı olarak onların bağlı olduğu kuruluş (ADD) a karşılık beklemeden.
Şimdi bakıyorum da sen de aynı havalardasın.
Yirmi dört sayfa –yirmi dört yazar ve çarpı beş olarak seveni yüzden fazla. Hepsi kendi alanında birbirinden değerli ve hepsi birbirinden saygın. Birbirine çok benzeyen –birçok niteliği ile.
Olmaz ki!
Demokrasi kavramının sığlaştığı, lâikliğin ısıtıla ısıtıla fırına verildiği, suçluların kahraman işlemi gördüğü, gurur ve onur kavramlarının kafa karıştırdığı, satılmışların başköşelerde rağbet gördüğü, kendinden olmayanların sınır dışına çıkmaya zorlandığı bir toplumda sizin yaptığınıza ne denir biliyor musunuz.?
Anladınız siz onu!
Tanrı yokluğunuzu göstermesin. Acınızı yaşatmasın. Kaleme, klavyeye, maus’a, tuşlara dokunan ellerinize güç versin.
Şimdi bir hedefimiz daha var. Bu aynı anda geçen yıldönümümüzde bu satırların yazarına dönerek;
-Ee Ali Bey. Sırada bundan sonra ne var? diye soran ADD Başkanı (ABD değil)Sayın Yanar’a da gecikmiş bir yanıt olacak.
Sevgili URLA İMECE okurları:
Sırada dergimizin ikinci ve gazetemizin dördüncü yılında “URLA İMECE SÖYLEŞİLERİ” var.
Şimdilik on beş günde bir yapılacak olan ve içeriği sadece Urla’nın sosyo-kültürel, ekonomik, tarımsal, sağlık ve çevre ile tarih ve edebiyat konularını içeren söyleşiler bunlar.
Köşe yazarlarımızın ve İMECE DOSTLARI nın katılacağı bu söyleşilere siz okuyucularımız da şimdiden katılarak bu tablo içinde yer alabilirler.
Ama olmaz ki!
Olmaz demeyin, bir de bakmışsınız olmaz-olmaz. Aynı Demokrat Urla İle Urla İmece’nin olduğu gibi.
İşte bu dergiye bu yüzden “gıcık “ olmaya başlıyorum.
Onun da suyu ısınıyor Demokrat Urla gibi böyle giderse.
Kalın sağlıcakla. Hoş görün bu “mevkute”nin ukalâlığını. Katılın bize. Aramızda büyük burunlu, büyük portföylü ve büyük varlıklı “BÜYÜK” insanlar yok çok şükür. Onur duyulmayacak şeylerle gurur duymayan, doğruya doğru, eğriye eğri diyen, noktadan virgülün hesabını soran insanlardan oluşan bir sevgi-saygı ve imece yumağı var.
Gelecek Sayılarda ve yayın yıl dönümlerinde buluşmak üzere. Ali Türkhaz

1 yorum:

hasan gürsoy dedi ki...

Derginizçok hoşuma gitti,elinize,bilginize,araştırmalarınıza sağlık,yeni öğrendim internette gezerken buldum,emeğinize değmiş.Köy enstitülü ibramın ve diğer öğretmen hanımın boynu bükük çiçek öyküleri okunmya değer.Ali Türkhaz bey çok sitem etmiş,emeği geçenleri(dergide) biraz yağlasa iyi olur yolunuz açık,ömrünüz uzun olsun bizde güzel anlatılarınızdan yararlanalım.